Balkanların tam kalbinde, kültürel ve tarihi bağlarımızın o kadar derin olduğu ki kendinizi asla tam anlamıyla yabancı hissetmeyeceğiniz o sıcak, şirin ve samimi ülke: Kuzey Makedonya… Başkent Üsküp’ün o meşhur Taşköprü’sünden geçip Eski Çarşı’ya (Türk Çarşısı) adım attığınızda, kulağınıza çalınan Türkçe kelimeler, burnunuza gelen o tanıdık köfte veya börek kokuları, demli çay bardaklarının o ince belli şıngırtısı size “Ben burayı bir yerlerden tanıyorum” hissini iliklerinize kadar yaşatır. Zaten oradaki yerleşik Türk nüfusu, o tatlı Balkan şivesiyle yüzyıllardır kültürümüzü yaşatmaya, o köprüyü sağlam tutmaya devam ediyor. Bunun yanı sıra, son yıllarda Türkiye’den gidip Üsküp, Kalkandelen veya Manastır gibi şehirlerdeki üniversitelerde eğitim gören çok ciddi bir öğrenci kitlesi de var. Hal böyle olunca, bu kadar “bizden” olan bir coğrafyada, insanların birbiriyle kaynaşması, memleket hasretini paylaşması ve günlük hayatın stresini atması için Makedonya sohbet odaları harika bir dijital kahvehane, bir nevi sanal gençlik merkezi işlevi görüyor.
Her ne kadar sokaklarda Türkçe konuşan insanlar bulmak zor olmasa da, farklı bir devletin sınırları içinde yaşamak, farklı bürokratik süreçlerle uğraşmak, yabancı dilde eğitim almaya çalışmak insanın omuzlarına görünmez bir gurbet yükü bindirir. Akşam olup da Vardar nehrinin kıyısındaki kafeler boşaldığında, öğrenciler öğrenci evlerine ya da yurtlarına çekildiğinde o yalnızlık hissi usulca kapıyı çalar. İşte o anlarda insanın canı dışarı çıkıp gezmekten ziyade, şöyle pijamalarını çekip, eline sıcak çayını alıp, tamamen kendi dilinde, kendi argosunda, rahat rahat muhabbet edebileceği birilerini arar. Yazılı sohbetin o kendine has, beklentisiz ve gizemli dünyası, Makedonya’daki gurbetçilerimiz ve öğrencilerimiz için en pratik sosyalleşme aracıdır.
Makedonya sohbet kanallarına girdiğiniz an, o Balkanların meşhur sıcaklığını ve misafirperverliğini klavye tuşlarından bile hissedebilirsiniz. İçerideki profil gerçekten çok renklidir ve tam bir kültür mozaiği gibidir. Bir tarafta Gostivar’dan veya Üsküp’ten bağlanan, doğma büyüme Makedonyalı olan ve o güzel, hafif kırık şivesiyle yazan soydaşlarımız kendi gündemlerini konuşurken; diğer tarafta İstanbul’dan, İzmir’den kalkıp oraya tıp veya mimarlık okumaya gelmiş, vizelerden bunalmış öğrenciler kafa dağıtmaya çalışır. Bazen “abi şu dersi nasıl geçeceğiz”, “ev kiraları çok arttı” muhabbetleri dönerken, bazen de Türkiye’deki siyasi veya sportif gündem kıyasıya tartışılır. Bu ortam, o kadar iç içe geçmiş, o kadar organik bir yapıya sahiptir ki, muhabbetin içine nasıl çekildiğinizi, zamanın nasıl geçtiğini asla anlamazsınız.
Bugünlerde herkesin telefonunda yüklü olan sosyal medya uygulamalarındaki o “kusursuz hayatlar, filtreli fotoğraflar, beğeni alma yarışı” insanları gerçekten psikolojik olarak çok yordu. Yazılı sohbet siteleri ise, bu sahteliğe karşı adeta bir başkaldırı gibidir. Çünkü buralarda kimse sizin ne giydiğinize, yüzünüzün nasıl göründüğüne ya da cebinizdeki paraya bakmaz. Önemli olan sadece kendinize seçtiğiniz o “nick” (rumuz) ve o rumuzun altını dolduran cümlelerinizin kalitesidir. İstediğiniz an hiç tanımadığınız, yarın yolda görseniz tanımayacağınız birine içinizi dökebilir, ailenize bile söyleyemediğiniz sıkıntılarınızı anlatıp rahatlayabilirsiniz. Sizi yargılamadan dinleyen o sanal dostluklar, çoğu zaman gerçek hayattaki birçok arkadaştan daha samimi ve tedavi edici gelir insana.
Sohbet odaları, sadece geyik yapılan, havadan sudan konuşulan boş yerler değildir. Özellikle Makedonya gibi çok fazla öğrencinin olduğu yerlerde, bu odalar tam anlamıyla bir “dijital imece” merkezidir. Oraya yeni kayıt yaptırmış, şehri hiç bilmeyen, dil konusunda sıkıntı yaşayan bir öğrenci için bu kanallar bulunmaz nimettir. “Oturum izni (viza) nasıl alınır, en ucuz fotokopici nerededir, Türkiye’ye otobüs biletleri ne kadar, öğrenci yurdunda internet çekiyor mu?” gibi son derece hayati ve yerel sorular, bu odalarda anında, en güncel tecrübelerle cevaplanır. Üst sınıflar, alt sınıflara bu sohbetlerin satır aralarında adeta abilik, ablalık yapar.
Elbette işin sadece dert tasa kısmı yok, eğlence kısmı da paha biçilemez. Arka planda çalan bir Rumeli türküsü ya da popüler bir şarkı eşliğinde edilen muhabbetler, oyun ve kelime kanallarında yapılan tatlı rekabetler, birbirine laf atmalar, şakalaşmalar… İnsanın üzerindeki bütün o sınav stresini, memleket hasretini alıp götürüverir.
Eskiden o mIRC dönemlerinde bilgisayar başında sabahlayarak kurduğumuz o masum ve saf dostluklar, bugün akıllı telefonlarımızın ekranında, çok daha hızlı ve ulaşılabilir bir şekilde yaşamaya devam ediyor.
Eğer yolunuz eğitim veya ziyaret için Kuzey Makedonya’ya düştüyse, ya da o sıcak Balkan kültürünü ve oradaki insanlarımızın hikayelerini merak ediyorsanız, bu sohbet odalarına mutlaka bir şans verin. Kendinize kafa dengi, sizi yansıtan bir rumuz alın, “Selamün aleyküm” diyerek o renkli dünyanın kapısından içeri girin. Göreceksiniz ki, aradaki sınır sadece haritalarda; muhabbette ve dostlukta sınır yok! Belki de en unutulmaz, yıllarca sürecek arkadaşlıklarınızın temelini, o sanal klavyenin tuşlarına basarken atacaksınız.